6 Aralık 2021 Pazartesi

Sektörde istihdam (Baubelt)

Sektörde istihdam  (Baubelt)


Çalıştığımız alanı aslında kendine has kaideleri ve uygulamaları olan kapalı bir kutu olarak nitelendirebiliriz. Plastik, otomotiv, inşaat, ulaştırma, lojistik gibi büyük ana dallara nazaran daha niş ve sınırlı bir alan işgal etmekte… Bu sebeple personel yetiştirmek ya da bu ağır sanayi işini cazip kılabilmek zor... Zoru başarıp işi öğrenenleri elde tutmak da başka bir handikap... Bir üçüncü olarak da yetişmiş elemanı başka firmaya kaptırma durumu var ki bu da işin son boyutu sanırım. 


Tabi ki serbest piyasa koşulları ve istihdam ilkeleri gereği bu tür değişiklikler olacak. Ama bunun ile birlikte şu tür sıkıntılar ortaya çıkmakta: “Yerine istihdamı nasıl sağlayacağım?”


Konunun artı yanlarını ele alacak olursak, mevcut firmalarda istihdam edilen kişiler, diğer firmalarda iş bulma imkanına sahip olabilecekler, çünkü konuya aşinalıkları var. Elleri işe yatkın,  işin normlarını ve talepleri görerek geliyor oluyorlar. Yeni çalıştığı yer adına bu süreçler çabuk adaptasyon anlamına gelmekte. Yine aynı şekilde büyümekte olan firmaların talepleri bu sayede çabucak karşılanıp, doğru personeli bulmak daha kolay hale geliyor. Bu durum büyüme hızlarını arttıracak ve firmaların kısa vadede planlarını yapabilme olanağı sunmuş olacak. 


Sektörümüzün diğer bahsettiğimiz ana branşlara göre daha dar bir alanda konumlanması sebebi ile iletişimi daha sağlam ve güvenli… Bu ne demek?  Firma sahipleri, personeller ya da sektörün diğer çalışanları birbirlerinden haberdarlar. Örnek verecek olursak; A kişisi B firmasından B firmasının haklı gördüğü bir gerekçe ile işten ayrılması durumunda, sektördeki diğer firmaya bu haber akışı sağlanacak olup C firmasında iş bulması artık çok zor. Kişi ve kurumların konular hakkında görüş bildirmesi daha kolay ve pratik oluyor.


Bir de işin kötü yanları var elbette… Bu tarafta ise yetişmiş bir personelin iş ahlakına sığmayacak şekilde ürün bilgisi, reçete, çalışma düzeni gibi firmaların özel bilgilerini dışarıya taşıma söz konusu. Bunun da önüne gizlilik sözleşmesi vs. ile geçilmesi büyük ölçüde sağlansa da yine de yeterli kalmadığı alanlar mutlaka olacaktır. Eminim bu bahsettiğim örnek ile ilgili bazı anıları canlanan firma yöneticileri olacaktır. 

Diğer bir zor yanı ise ağır iş koşulları diyebiliriz, aslında ne kadar düzenlemeler getirsek ve bundan 20 sene önceki standartlara göre daha iyi üretim koşullarına sahip olsak bile koşullar çekici kalamıyor maalesef. Örneği basit bir yerden vereceğim. Genç bir arkadaşımız; ağır sanayi sayılabilecek bir işte, sanayi bölgelerinde çalışması sebebi ile sosyal ortamın zayıf olduğu bir bölgede mi yoksa zincir restoranların birinde temiz kıyafetleri, aktif sosyal hayatını devam ettirebileceği merkezi konumlarda bulunan ofis ya da mağazalarda mı istihdamı tercih eder?


Ne yazık ki Z kuşağı artık gelecek olan nesil ve zor koşullar ile büyümeyen bir nesli bizim gibi sektörlere entegre edebilmek artık daha da imkansız hale gelmeye başladı. Bu sebeple daha çok analitik yeterliliği olmayan ya da bahsi geçen yerlerde iş bulamayan kesim sektörümüze yönelmekte oluyor. Bu da standartları bir hayli aşağı çekiyor. Eskinin okumayan çocuğu “kaportacıya verme” klişesi artık kaportacıların yeteri kadar çırak bulunduruyor olması sebebi ile “ağır sanayiye verme “ durumuna dönmüş. 


Peki bunları düşündük. Neler yapacağız? Daha saydam olacağız. Yaptığımız işin faydasını, insana dokunan kısımlarını, göstereceğiz. Üniversiteden kimya ya da kimya mühendisi olarak çıkan arkadaşlar akademik bir kariyer ya da büyük bir başarısı yoksa herhangi bir şirkette laborant, ya da teknik personel olmaktan öteye gidemiyorlar. Bu çalıştığı süre içinde, içindeki arzusu biten gençler,  sektörün zorluklarını daha çok kafasına takması ile birlikte başka atılımlara yelken açıyor. 


Bu yüzden daha üniversite yıllarında belki de kalan hayatının 40 senesini geçireceği özel sektör ile ilgili çok daha fazla envanter görmüş olabilmesi gerekli. Bu konuda üniversitelerin maalesef zayıf olduğunu düşünüyorum. Kariyer günleri ya da gelecek planı yapılan çalışmalar ya yeterli katılımı ya da öğrencilerin ilgisini çekemediğinden gençler bilgisiz kalıyor. Bu tür meselelerde dernek ya da kuruluşlar MEB bünyesinde özel sektörün ihtiyaçları konusunda iş birliği yapması gerektiğini düşünüyorum. Eğitim sadece eğitilmek, kendini geliştirmek değildir. Eğitim, verilen bilgileri harmanlayıp kullanabileceğin alanlarda üstüne koymaktır.